Türkiye'de çocukların okula ulaşımında bisiklet kullanması, sadece bir moda değil, geleceğimizin şekillenmesinde kritik rol oynayan, sağlık, sürdürülebilirlik ve özgürlük ekseninde dönen hayati bir tercihtir.
Çocukların bisikletle okula gitme hakkını yasal çerçevede ele alacak, mevcut durumu somut kaynaklara dayalı istatistiklerle ortaya koyacak ve özellikle Eskişehir gibi coğrafi avantaja sahip şehirlerin bu potansiyeli nasıl gerçeğe dönüştürmesi gerektiğini ele almaya çalıştım.
Birçok anne baba, çocuğunu trafiğe çıkarmaktan çekinir. Oysa çocuklarımızın karayolunda bisikletle ilerleme hakkı, kanunlarla güvence altındadır.
Karayolları Trafik Kanunu – Madde 37 açıkça belirtir: "Sürücü belgesi almaları zorunlu olmamakla beraber; Bisiklet kullananların 11 yaşını bitirmiş olmaları, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlıklı bulunmaları zorunludur."
Bu madde, 11 yaşını doldurmuş her çocuğun bisikleti yasal bir ulaşım aracı olarak kullanma hakkına sahip olduğunu tesciller. Bu yasal hak, sadece bir izin değil, yerel yönetimlere güvenli altyapıyı sağlama yükümlülüğü getiren bir çağrıdır. Yani sorun, çocuğumuzun hakkı olup olmaması değil, şehirlerimizin bu hakkı güvenle kullanmasına izin verip vermemesidir.
Türkiye'de bisiklet, maalesef hala bir hobi aracı, karne hediyesi oyuncak olarak görülüyor. Oysa veriler, kısa mesafeli yolculuklarda bisikletin vazgeçilmez bir çözüm olduğunu gösteriyor:
Türkiye'de Okul Ulaşımı: Bisiklet kullananlar arasında okul yolculuklarının ağırlığı %25 düzeyindedir (Lorasokkay ve Ağırdır, 2011). Bisiklet yolculuklarının ortalama mesafesi ise genellikle 3-7 km arasında kümelenir; bu, okul ulaşımı için ideal bir menzildir.
Eskişehir'in Öğrenci Gücü: Eskişehir'de yapılan anket çalışmalarında bisiklet kullanıcılarının önemli bir kısmı öğrencilerden oluşmaktadır. Bisiklet kullanıcılarının yaklaşık %16'sının öğrenci olduğu raporlanmıştır (Mert ve Öcalır, 2010). Bu oran, üniversite şehri kimliği düşünüldüğünde, bisikleti günlük hayata entegre etme potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu gösterir.
Dünyadan Örnek (Kopenhag): Bisiklet dostu şehirlerin lideri Kopenhag'da, 11-15 yaş grubundaki çocukların yaklaşık %49'u okula bisikletle gidip gelmektedir (GZT, 2022). Şehirde iş ve eğitim (okula ulaşım) amaçlı bisiklet kullanımının oranı ise %41'e ulaşmıştır (Avrupa Bisikletçiler Federasyonu Raporu, 2016).
Bu istatistikler bize şunu diyor: "Potansiyel Türkiye'de de Eskişehir'de de var, ama altyapı güvencesi yok veya yeterli değil!"
Çocukların okula bisikletle gitmesi, sadece trafiği rahatlatmaz; onları fiziksel ve zihinsel olarak güçlendirir. Aktif ulaşımın bilişsel performansı artırdığı, sabah egzersizinin derse odaklanmayı kolaylaştırdığı bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir. Kendi ulaşımını sağlama becerisi ise çocuklara erken yaşta sorumluluk ve özgüven kazandırır.
Türkiye'nin en düz şehirlerinden biri olan, öğrenci nüfusu yüksek ve bisiklet kültürü kısmen oturmuş Eskişehir, bu dönüşümün lokomotifi olmaya adaydır.
Ancak Türkiye genelindeki en büyük engel, Eskişehir için de geçerlidir: Güvenlik Kaygısı.
Bu konuyu yazarken aklıma kendi çocukluğum geliyor. Bisiklet sürmeyi, Ankara’da ilkokul 4. sınıftayken, okula bisikletiyle gelip giden bir arkadaşımın okul dönüşü bana "hadi bin, ben seni tutacağım" demesiyle öğrendim. O yıllarda ailemin en büyük korkusu, başıma bir iş gelmesiydi; bu yüzden bana bisiklet almıyorlardı. Kendi bisikletime, ancak ortaokul sıralarında, Amasra gibi küçük bir bendede yaşarken sahip olabildim ve o andan itibaren o bisiklet, benim için okul ulaşımının vazgeçilmezi oldu. Bugün ise iş dahil şehir içi ulaşımımın vazgeçilmezi.
Bu kişisel deneyimim, ebeveynlerin haklı kaygısıyla, çocukların bisikletin sunduğu bağımsızlığa duyduğu derin arzuyu çok iyi özetliyor. Güvenlik endişesi, motorlu araçların hız ve dikkatsizliği nedeniyle çocukları bisiklete bindirmeye çekiyor. Bisiklet yolu tabelası koymak yetmez; o yolun gerçekten güvenli, kesintisiz ve motorlu araç istilasından arınmış olması gerekir.
Dönüşüm için sadece bisiklet yolları değil, sosyal planlama da şarttır.
Çevre Hızı ve Kısıtlama: Halihazırda okul çevrelerinde hız limiti 30 km/s. Fakat yeterli değil, okul giriş çıkış saatlerinde motorlu araç trafiğine geçici kısıtlamalar getirilmelidir.
Sürücü Eğitimi: Otomobil sürücülerine yönelik farkındalık eğitimleri ile bisikletlilerin hakları ve güvenli sollama mesafesi konuları sürekli gündemde tutulmalıdır.
Okul yönetimleri, bisikleti destekleyici bir kurum kültürünün oluşmasında en etkili aktörlerdir.
Güvenli ve Korumalı Park Alanı Tesisi:
Okul bahçesinin kolay erişilebilir, ancak güvenlik kameralarıyla izlenen ve tercihen kapalı bir bölümünde, yeterli sayıda ve sağlam bisiklet park alanları kurulmalıdır. Bu, hırsızlık ve hava koşullarına karşı koruma sağlar.
Bisikleti okulda bırakmak, veli ve öğrenci için güvenli hale gelmelidir.
Bisikletli Ulaşım Sorumlusu Atanması:
Okul içinde öğretmen veya gönüllü bir idari personelden, bisikletli ulaşımı organize etmekle yükümlü bir "Bisiklet Koordinatörü" atanmalıdır. Bu kişi, velilerle, yerel yönetimle ve öğrencilerle iletişim köprüsü kurar. Teşvik ve eğitim faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamalı.
Zorunlu ve Uygulamalı Güvenlik Eğitimi:
Okul müfredatına dahil edilebilecek şekilde, trafik polisleri veya bisiklet dernekleri iş birliğiyle, temel trafik kuralları, kask ve koruyucu ekipman kullanımı, el işaretleri ve güvenli sürüş teknikleri konusunda uygulamalı dersler (örneğin, okul bahçesinde küçük bir parkurda) verilmelidir.
"Bisiklet Treni" Organizasyonu ve Liderlik:
Okul yönetimi, yakın mahallelerde oturan öğrencileri tespit ederek, gönüllü veli liderliğinde veya okul görevlisi eşliğinde, güvenli "Bisiklet Treni" rotalarını belirlemeli ve organize etmelidir. Birlikte yolculuk ederek sayıyı artırmak ve bireysel güvenlik endişesini azaltma yönünde çalışılmalı.
Teşvik ve Ödüllendirme Programları:
Haftada/Ayda en çok bisikletle okula gelen sınıfa veya öğrenciye küçük ödüller verilmesi veya "Bisiklet Dostu Okul" sertifikası programları düzenlenmesi. Bisiklet kullanımını çekici ve gurur duyulan bir davranış haline getirmek amaçlanmalı.
Unutmayalım ki, sağlıklı ve özgüvenli nesiller yetiştirmek; onların pedallarla keşfettikleri bir ortamda mümkündür. 11 yaşını dolduran her çocuğumuzun yasal hakkını güvenle kullanabildiği, bisikletli bir gelecek için, bu şehrin ve ülkenin öncelikli gündemi olmalıdır.
Yasanın kısıtladığı ve kendi başına bisiklet süremeyecek yaştaki 11 yaş altı çocuklar için ailelerin nasıl yenilikçi çözümler üretebileceğini gösteren, Eskişehir'den somut bir örnek:
Ev hanımı olan Nevin Hanım'ın çocuğu okul çağına geldiğinde, servis masrafı aile bütçesini zorlamaya başlıyor. Nevin Hanım, çocuğunu servisle göndermek yerine, bisikletinin arkasına taktığı çocuk koltuğu ile okula götürüp getirmeye karar veriyor. En can alıcı nokta ise, eşiyle yaptığı anlaşma: Çocuğun servise gitmesi durumunda verilecek parayı (servis ücretini) düzenli olarak alıyor ve bu parayı çocuğunun gelecekteki eğitimi için bir yatırım fonuna dönüştürüyor.
Bu basit karar, üçlü bir fayda yarattı:
Ekonomik Fayda: Okul servisi ücreti, çocuğun geleceğine yatırım olarak aktarıldı.
Sağlık/Çevresel Fayda: Nevin Hanım düzenli fiziksel aktivite yaptı, çocuk temiz hava aldı ve sıfır emisyonla ulaşıldı.
Kültürel Fayda: Çocuk, ulaşımdaki bisiklet kültürünü erken yaştan itibaren doğal bir süreç olarak benimsedi.
Bu hikaye, yasal kısıtlamaya ve güvenlik kaygısına rağmen, yenilikçi taşıma çözümleri ve bütçe disiplini ile bisikletli ulaşım kültürünün erken yaşlara indirilebileceğini kanıtlıyor. Bisikletli ulaşım, sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda Eskişehir'deki aileler için uygulanabilir bir sosyal ve ekonomik yatırım modelidir.
Karayolları Trafik Kanunu, Madde 37: Türkiye Cumhuriyeti Resmi Gazetesi.
Mert, G. ve Öcalır, E. (2010) Atıfları: "Bisiklet Yolu Seçiminde Kullanıcıların Etkileri Üzerine Bir Araştırma" başlıklı çalışmadan edinilen Eskişehir ve genel bisiklet kullanım verileri, bu verilerin yer aldığı rapor: Kullanıcılarına Göre Bisiklet: Bir Ulaşım Aracı (İnşaat Mühendisleri Odası)
Lorasokkay, S. ve Ağırdır, U. (2011): Bisiklet kullanım amaçlarına ve Konya örneğine dair veriler, bu verilerin yer aldığı rapor: Bisiklet Sürülebilirlik Göstergeleri (İnşaat Mühendisleri Odası)
Kopenhag İstatistikleri:
Kopenhag'da 11-15 yaş bisiklet kullanımı: Danimarka Bisiklet Kültürüyle Şehir Planlamasını Nasıl Dönüştürdü? (GZT, 2022)
Avrupa Bisikletçiler Federasyonu Raporu (2016) ve genel Kopenhag verileri: Bisiklet ve Kalkınma (Kalkınma Ajansı Yayınları)